Europäisches Institut für Menschenrechte - Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu -
       Europäisches Institut für Menschenrechte- Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu -

Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı mücadelesi

 

Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı mücadelesi

Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu

 

Ülkemiz Türkiye’de Cumhurbaşkanı olabilmek için geçerli olan model şu: 50+1 = CB secim modelidir. Dolayısıyla 50+1 seçim modeline göre genel oyla yapılacak seçimde, geçerli oyların salt çoğunluğunu alan, yani yüzde 50'den en az 1 oy fazlasını elde eden aday cumhurbaşkanı seçiliyor. Dolayısıyla 50+1, geçerli oyların yüzde 50'sinden 1 oy fazlası anlamına geliyor.

 

Türkiye’de 2023 de yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçiminde ilk oylamada 50+1 çoğunluğu sağlanamazsa, ikinci tur oylama yapılıyor. Bu oylamaya, ilk oylamada en çok oy almış iki aday katılıyor ve geçerli oyların çoğunluğunu alan aday cumhurbaşkanı seçiliyor. 

 

Bu bağlamda belirtmek gerekirse, aslında “Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi” ABD de olduğu gibi tam başkanlık sistemi değildir. ABD gibi ülkelerde uygulanan tam Başkanlık sistemi, yasama, yürütme ve yargı organları arasında kesin bir ayrıma dayanan, yasama ve yargı organlarının demokratik denetimi içinde yürütmenin iktidar olanaklarını genişleten bir hükümet sistemidir. Başka bir anlatımla Başkanlık sisteminin en belirgin özelliği yasama ve yürütmenin işlevsel ve organik açıdan sert kuvvetler ayrımına dayanması olan bu sistemde yasamanın görevi kural koymak ve yürütmenin görevi ise bu kuralları adil uygulamaktır.

 

Bahsini ettiğim tam Başkanlık sisteminde Başkanlık makamının bölünemez niteliği nedeniyle başkan yürütme yetkisinin tek sahibidir ve yürütme tek başlıdır. Yasama ve yürütme birbirinden bağımsızdır ve başkan da kongreye karşı sorumludur. Başkanlık sistemi yasama, yürütme ve yargı organları arasında kesin bir ayrıma ve dengeye dayanan, yasama ve yargı organlarının demokratik denetimi içinde, yürütmenin iktidar olanaklarını genişleten bir hükümet sistemidir. Bu sistemin Türkiye’de uygulanması ister istemez idari yapının da modernleşmesini birlikte getirecektir.

 

Yolsuzlukların, suiistimallerin önünü engelleyen ciddi tedbirlerin alınması Başkanlık sisteminde mümkündür.

 

Başkanlık sisteminin Türkiye’ye daha uygun olduğuna inanıyorum. Parlamenter sistem ülkemizin sorunlarını çözemiyor, çözemedi ve hep tıkandı. Başkanlık sistemi anayasada pek çok değişikliği gündeme getirecektir. En önemlisi ülkemizin idari yapısında, idarenin yeniden yapılanmasını gündeme getirecektir.

 

Başkanlık sisteminde, siyasi partiler başkan adaylarını belirler, millet seçimde ülkenin başkanını seçer, seçilen başkan hükümetini kurar ve süresi içinde ülkeyi idare eder. Bakanlar kurulunu Meclis dışından oluşturur, bakanlık yapan üyenin milletvekilliği düşer. Başkanın güvenoyu ihtiyacı, gensoru korkusu olmaz. Türkiye Büyük Millet Meclisi de yasamayla uğraşır milletvekilleri de böylece iş takibinden kurtulur, yasa yapmakla meşgul olur, Kürt meselesi de bu bağlamda yenilenen idari yapılanmayla çözülür.

 

Başkanlık sistemiyle yönetilen ülkelerdeki sistemi değerlendirmek, tahlil etmek, olumlu olumsuz yanlarını ortaya koymak, mukayese ederek, acaba böyle bir sisteme yani tam Başkanlık sistemine geçildiğinde nelerle karşılaşırız, ne gibi avantajları, dezavantajları olur, bunları gördükten sonra bir adım atmanın doğru olacağı düşüncesindeyim.

 

Eğer bir sistemi iyi işletmeye değil de kendi çıkarlarımıza uymayan yönlerini törpülemeye çalışarak ülkeyi yönetmeyi kalkarsak hiçbir sistem işlemez. ABD Başkanı kongreden izin almadan bir şey harcayamaz. Türkiye'de denetim mekanizmaları çalışmıyor. Gerginlik yapmamak gerekiyor.

 

Ülkemiz için kanaatimce sağlıklı işleyecek tek model başkanlık sistemidir. Çağdaş demokrasiler, temel hak ve hürriyetleri sağlamayı hedefleyen, çoğulcu ve katılımcı düşünceye dayanan, özgürlük ve hoşgörü ortamında gelişen sistemlerdir. Bu bağlamda ülkemizde devlet idaresinin modernleştirilmesi yerel yönetimler yasasında yapılacak değişiklikleri beraberinde getirecektir.  Ülkemizde yönetimde istikrarın ve temsilde adaletin sağlanması için en kestirme ve en pratik yol bugün yüzde 10'luk olan seçim barajının acilen yüzde beşe çekilmesi doğru olur.  

 

Başkanlık sisteminin Türkiye'ye uygunluğu sorusunu hakkıyla inceleyebilmek için, her şeyden önce, bu konuda neye ihtiyacımız olduğuna ve ne istediğimize bakmak gerekir. Başkanlık sistemi, Başkanlık hükümeti sistemi olarak da adlandırılmaktadır. Bu tanım çerçevesinde dünyada hepsi birbirinden farklı, kendi tarihi, sosyolojik ve siyasal koşullarının ürünü olan başkanlık rejimleri mevcuttur. Bütün bu rejimlerin içinde en başarılı bulunan örnek, ABD başkanlık sistemidir. Amerikan siyasi sistemi, bir kişinin en fazla iki dönem başkanlık yapmasına izin veriyor. Mevcut hukuk sistemi geliştirilmeli, uzmanlar tarafından mevcut sistemin eksikleri iyi tespit edilmeli, parlamenter sistemin avantajlı yönlerinin başkanlık sistemine nasıl yükleneceği iyice araştırılmalı ve Türkiye’nin şartlarına göre, geliştirilerek uygulanmalıdır.

 

Gelişmiş ülkelere baktığımızda başkanlık sistemiyle idare edilen ülkeler, gerçekten istikrara çok önemli bir güç katıyor. Başkanlık sistemiyle yönetilen ülkelerin aslında federatif idareler olduğunu vurgulamakta yarar var. Amerika Birleşik Devletleri, Elli tane eyaletten oluşan bir Federal anayasal cumhuriyettir. Amerika'da Hükümet, halk hükümetidir; halk tarafından kurulur. Seçime katılma oranlarındaki gerileme neredeyse küresel bir eğilim halindedir. Bu durum seçimlere katılma oranlarının demokrasinin kalitesi ile ilgili olmayabileceği tartışmalarını beraberinde getirmektedir. Diğer bir deyişle yüksek katılma oranı mutlaka sağlıklı bir demokrasinin varlığına işaret etmeyebilir.

 

Günümüz devletini, gerçek anlamda devlet yapan, artık klasik unsurları değil. Eskiden olsa, bir ülke, bir insan topluluğu, bir de egemenlik unsuru derdik. Günümüzde, bu unsurların arasına, çok önemli bir özellik daha yerleşti. İşte günümüzde devleti devlet yapan en önemli özelliklerin başında hiç kuşkusuz, o devletin hukuku uygulayıp uygulayamadığı, insanlara hukuk güvencesi verip veremediği, kısaca "hukuk devleti" olup olamadığı geliyor. Bu bağlamda ABD’nin bir Hukuk Devleti olup olmadığını da tartışabiliriz, çünkü ölüm cezası uygulanan ülkelerde, hukuk devletinden bahsetmek yanlıştır, kanaatindeyim. Türkiye ise tarihi, milli ve dini değerlerine bağlı, hem de dini hayat sahasında büyük ölçüde kendi yorumlarını öne çıkaran bir ülkedir. Fransa'daki model yarı başkanlık sistemi, Fransız modeli ülkemiz için sağlıklı değildir.

 

Eğer bir sistemi iyi işletmeye değil de kendi çıkarlarımıza uymayan yönlerini törpülemeye çalışarak ülkeyi yönetmeyi kalkarsanız hiçbir sistem işlemez. Dolayısiyle Halkın gerçekleri ve doğruları bilme hakkı adına, seçilecek devlet başkanımız kendi açısından sonuçları ne olursa olsun, gerçeklere ve doğrulara saygı duymak ve uymak zorundadır.   Başta barış, demokrasi ve insan hakları olmak üzere, insanlığın evrensel değerlerini, çok sesliliği, farklılıklara saygıyı savunmalıdır.

 

Başkan Erdoğan tekrar Cumhurbaşkanlığına aday olabilirmi?

 

Başkan Erdoğan 10.8.2014'deki  bir anayasa maddesine göre bir kez cumhurbaşkanı seçildi. Fakat o madde yürürlükten kalktı. 2018'de ise yeni anayasa maddesine göre bir kere daha zatı alileri Cumhurbaşkanı olarak seçildiler. Yani iki farklı, iki defa seçilme hakkı tanıyan madde var. Dolayısıyla hukuken adaylığıyla ilgili hiçbir tereddüt yok. Fakat bu konuyla ilgili yapılan tartışmaları yani meseleyi teknik bir hukuk meselesi olarak değerlendirdiğimizde Başkan Erdoğan'ın adaylığını koyması imkansızdır ve bu anayasaya tamamen aykırıdır' yorumuna varmak hukuken zor. Yani metodoloji ile incelenmesi ve yorumlanması gerekiyor. Dolayısıyla YSK dan görüş almak bu konuyu tartışan siyasi partiler açısından doğru olur kanaatindeyim.  

 

Hukuki teknik yorum açısından eski sistemdeki cumhurbaşkanı ile yeni sistemdeki cumhurbaşkanı aynı kişiler değil. Hukuken ''Devletin birliğini temsil etme'' ile ''devleti yönetme'' farklı görevlerdir. Bu bağlamda değerlendirecek olursak eski 'Cumhurbaşkanlığı' ile ilgili getirilmiş olan 'en fazla iki dönem' kuralının geçersiz olduğunu hukuken ileri sürmek mümkündür.  Bu bağlamda zatı alilerinin hukuken adaylığıyla ilgili hiçbir tereddüt yok kanaatindeyim. Bir sonraki dönem için Cumhurbaşkanı adayı olamaz ama bu siyaseti bırakacağı anlamına gelmez.

 

10 Ocak 2022, Berlin

 

Aktüalite 14 Ocak 2022 Lüxsenburg

 

Empfehlen Sie diese Seite auf: