Europäische Institut für Menschenrechte - Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu -
      Europäische Institut für Menschenrechte - Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu -

Babamın Saç Tıraş Makinesi

Babamın Saç Tıraş Makinesi

Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu

 

Bu hikâyenin geçtiği günü kesin hatırlamıyorum, fakat 1967 yılının Ağustos ayında, babam dört haftalık bir seyahatten dönüyordu. Ankara’dan Tekman'a geri dönerken, yanında eve alışık olmadığımız bir şey getirmişti: bir mekanik saç tıraş makinesi! Ev halkı olarak bu ani hediyeye oldukça şaşkındık. Babamın bu makineyi neden aldığını ve ne yapacağını çocuk olduğumuz için o gün merak ediyorduk.

 

Babam,

- bu makinenin saçlarımızı düzgün ve kısa tutmak için olduğunu söyledi.

- Özellikle benim kıvırcık saçlarımı kontrol altında tutmak istediğini belirtti.

Ancak ben, saçlarımın uzun ve doğal kıvırcık halini korumak istiyordum. Babamın bu konudaki inatçı tutumu karşısında direndim ve saçlarımı kesmesine izin vermedim. Zorla saçlarımı kesemeyeceğini anlayınca, tıraşı yarıda bıraktı. Saçlarımda sadece bir makina izi kalmıştı; yarısı traşlı, yarısı tıraşsız. Gözyaşlarımı tutamadım. Ancak babam, direncim karşısında tıraşı yarıda bırakmak zorunda kalmıştı, o gün ben 9 yaşındaydım.

Bana babam gülümsedi, ama ben hala hüzünlüydüm, sen çok inatsın dedi.

 

Ertesi gün, saçlarımın durumunu düzeltmem için berber Selahattin amcanın Berber dükkanına gittim, derdimi anladı. Bu kez, istediğim gibi saçlarımı düzeltti. Adam benden para almadı. O sırada babam da Bilal Çınar'ın kahvesinin önünde oturmuş çay içiyordu. Berber Selahattin amca beni taraş yaptıktan sonra kalkıp, elimi tuttu ve benimle birlikte babamın yanına gitti.

 

-"Reis Bey," dedi, ''Reis Bey''

- "sen saç tıraşından ne anlarsın?

- Millet seni seçmiş, reisliğini yap, memlekete hizmet yap. Benim mesleğime niye göz dikmişsin? Hele bak zavallı çocuğu perişan etmişsin."

Babam ona cevaben

- Selahattin Bey buyur bir çay iç dedi, onlar orada çay içerek sohbet etmeye başladılar, ben çektim okula gittim.

Bu olay, benim için unutulmaz bir deneyim oldu. Babamın Ankara seyahati ve saç tıraş makinesi macerası, ailemizin, bilakis benim, hafızamda hep canlı kalacak bir anı olarak yer edindi. Bugün bile, o günün hatıraları beni hala gülümsetiyor. Her ne kadar başta istemediğim bir değişiklik olsa da bu deneyim bana kendi isteklerimi ifade etmenin önemini ve babamın öğrettiği kararlılığı öğretti.

 

Babamın o gün bana dile getirdiği sözler hala kulağımda çınlıyor:

- "Sen çok inatsın."

O an, bu sözlerin içimde farklı bir duygu uyandırdığını hissettim. Çünkü inatçılığım, benim için sadece bir karakter özelliği değil, aynı zamanda kararlılık ve azimle bağlantılı derin bir niteliktir. İnatçı olmak, hedeflerime ulaşmak için verdiğim mücadelenin bir ifadesidir benim için. Kimi zaman bu inatçılığım, daha ileri gitmeye teşvik ederken, kimi zaman ise esnek olmayı öğrenmemi sağlar. Ancak ne olursa olsun, inatçılığım her zaman beni hedeflerime ulaşma yolunda motive eder ve kararlılıkla ilerlememe yardımcı olur.

 

8 Şubat 2024 Lüksemburg

 

Bu metin, bir anı olarak yazılmış ve babanın oğluna saç tıraş makinesi hediye etmesiyle başlayan bir hikâyeyi anlatıyor. Metinde aile içi ilişkiler, babanın otoritesi, çocuğun istekleri ve kendini ifade etme arzusu gibi temalar öne çıkıyor. İşte metnin analizi:

 

Anısal Özellikler: Metin, bir hatıra olarak yazılmış. Anlatıcı, kendisinin babasıyla yaşadığı bir anıyı aktarıyor. Bu nedenle duygusal ve kişisel bir ton hâkim.

 

Aile İlişkileri ve Otorite: Metinde, babanın ev halkına sürpriz bir şekilde getirdiği saç tıraş makinesiyle başlayan ve oğluyla yaşadığı etkileşim anlatılıyor. Babanın otoritesi ve çocuğun babaya karşı direnci ön plana çıkıyor. Bu durum, aile içi ilişkilerin dinamiklerini ve çocuğun kendi isteklerini ifade etme çabasını yansıtıyor.

 

Kişisel Gelişim ve Öğrenme: Anlatıcı, babasının inatçı tutumu karşısında direnirken, kendi isteklerini ifade etme ve kararlılık konusunda bir deneyim yaşıyor. Bu deneyim, onun kişisel gelişimine katkıda bulunuyor ve kendi isteklerini ifade etmenin önemini öğrenmesini sağlıyor.

Baba-Oğul İlişkisi: Metin, baba ile oğul arasındaki ilişkiyi odaklanıyor. Babanın alışılmadık bir hediye getirmesi, oğlunun tepkisi ve sonrasında yaşanan diyaloglar, bu ilişkinin dinamiklerini yansıtıyor.

 

Karakter Gelişimi ve İnatçılık: Anlatıcı, babasının kendisine "çok inatçısın" demesiyle birlikte inatçılığı üzerine düşünmeye başlıyor. İnatçılığın sadece bir karakter özelliği olmadığını, aynı zamanda kararlılık ve azimle bağlantılı olduğunu fark ediyor. Bu da onun karakter gelişimine ve kişisel kimliğinin oluşumuna katkıda bulunuyor.

 

Mekân ve Zaman: Metin, Ankara'dan Tekman'a ve oradan da Lüksemburg'a uzanan bir mekânda geçiyor. Zaman ise 1967 yılı Ağustos ayından başlayıp, anlatıcının 8 Şubat 2024'te Lüksemburg'da olduğu bir noktada son buluyor.

 

Dil ve Üslup: Yazar, sade bir dil kullanarak anıyı anlatıyor. Duygusal yüklemeler ve iç monologlar, okuyucunun anlatıcının duygularını anlamasına yardımcı oluyor.

 

Sonuç olarak, bu metin aile ilişkileri, kişisel gelişim ve babanın otoritesi gibi temaları ele alırken, anlatıcının karakter gelişimi ve öğrenme sürecini de aktarıyor.

 

Empfehlen Sie diese Seite auf:

Druckversion | Sitemap
{{custom_footer}}