Europäisches Institut für Menschenrechte - Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu -
       Europäisches Institut für Menschenrechte- Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu -

İmamoğlu Kararı

 

İMAMOĞLU KARARI

 

Adnan ONAY

Adnan Onay 

 

Öyle görünüyor ki; 6’lı masanın mimarı olan anamuhalefetin başındaki CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayı olmak için çıktığı yolda İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun engeline takılmış durumda.

Oysa; Kılıçdaroğlu adaylık yolunda adım adım ilerleyerek anketlerde yükselmekte, yaptığı yurt dışı gezileri ve CHP’nin ikinci yüzyıl diye sunduğu gelecek vizyonu programıyla masadaki en güçlü aday pozisyonuna gelmiş durumdaydı.

 

Kılıçdaroğlu bu noktaya hiç de kolay gelmiş değildi..

CHP’nin iki sağ kökenli Büyükşehir Başkanı olan Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın ismi adaylık için öne çıkıyor, bu isimlerden İmamoğlu açıkça adaylığa talip olduğunu ortaya koyuyordu.

 

Kılıçdaroğlu, işin başında bu iki ismin önünü kesmek için “İstanbul ve Ankara’nın Belediye Meclis çoğunluğunun Ak Parti’nin elinde bulunduğunu, bu isimlerden birinin adaylığı halinde Belediye Başkanlığının Ak Partiye geçeceğini” gerekçe olarak öne sürüyordu.

 

Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamalarına rağmen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, adaylığının önünü açmak için Büyükelçilerle görüntü vermek, Dıyarbakır’a gidip HDP’lilerle fotoğraf karelerine girmek ve çeşitli yurt içi gezisine çıkıp buralarda mini mitingler yapmak gibi atraksiyonlarla kamuoyu desteğini yükseltmek ve isminin 6’lı masada aranan isim olarak öne çıkması için olanca çaba sarfediyordu.

 

Ancak, Rize’ye yaptığı gezide muhalefetin tepki duyduğu bir isim olan Nagehan Alçı gibi isimleri beraberinde getirmesi kendi cephesinden eleştirilere yol açmış, bu eleştiriler kamuoyunda kendisine yöneltilen “kar, yağmur gibi en zor şartlarda İstanbul’u bırakıp tatil yapan bir Başkan” imajıyla birleşince anketlerde hızla inişe geçmişti.

 

Bu gelişmelere rağmen muhalefet cephesinde Yavaş ve İmamoğlu’nun ismi yine gündemde kalınca bu kez Kılıçdaroğlu önemli bir çıkış yaparak “Benimle yürümeye var mısınız” diyerek bu isimlerin ve bu isimlere alttan alta destek veren diğer partililerin desteğini almak istedi ve de başta Yavaş ve İmamoğlu olmak üzere partililerinin desteğini alarak önündeki en önemli engelleri aştı.

 

Kılıçdaroğlu’na verilen bu söze rağmen İmamoğlu, çeşitli televizyon programları, röportajlar ve  “hizmette üç yıl” etkinlikleri gibi çeşitli etkinliklerle isminin kamuoyunda canlı tutulmasına özen gösterdi. Hakkında açılan “Kamu görevlilerine (YSK) zincirleme hakaret” davasında ceza alıp, aday olabilme hakkını kaybedeceği yönündeki tartışmalar ise bir ilgi odağı olarak isminin gündemde kalmasına imkan sağlıyordu.

 

İMAMOĞLU’NUN ARKASINDAKİ İSİM: MERAL AKŞENER

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, başından beri adeta İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu Cumhurbaşkanı adayı olarak hazırlayan bir isim olarak öne çıktı. Siyasi olarak kendisine daha yakın olmasına rağmen Akşener’in Mansur Yavaş yerine Ekrem İmamoğlu’nu öne sürmesi siyasi çevrelerce merak konusu olsa da Akşener’in, geçmişte İYİ Partiden aday olmayı istememesi nedeniyle Yavaş’la arasının açık olduğu söyleniyordu. Ancak, bence burada asıl gerekçe, Yavaş’ın, İmamoğlu gibi adaylık adına çeşitli atraksiyonlara girecek bir isim olmaması önemli bir nedendi. Yavaş, anketlerde öne çıkan bir isim olmasına rağmen hiçbir şekilde Cumhurbaşkanlığına aday olma yolunda herhangi bir sinyal vermiyor, hatta bu konuda isteksiz bir görünüyordu.

 

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener bu genel tablo çerçevesinde Kılıçdaroğlu’nun adaylığının önünü kesebileceği isim olarak gördüğü Ekrem İmamoğlu’na ilk destek sinyalini kendisinin aday olmayacağını açıklamasıyla verdi. Zira, Akşener’in adaylık sinyali vermesi halinde gerek Yavaş’ın, gerekse İmamoğlu’nun ortaya çıkması engellenmiş olacak, 6’lı masada da Kılıçdaroğlu ile Akşener arasında adaylık yarışı yaşanacak, belki de bu nedenle masanın dağılması söz konusu olabilecekti. Akşener, ayrıca kendini öne çıkarmamakla bir tür fedakarlık yaptığını, “seçilebilecek bir aday” arayışında Kılıçdaroğlu’nun adaylık ısrarı göstermesi halinde ondan  da bu yönde bir fedakarlık isteyebilme imkanını elinde tutmak istiyordu..

 

AKŞENER’İN İMAMOĞLU’NA KATKILARI

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisine İBB’de iyi bir kadro sağlayan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu önce İstanbul’u alan Fatih Sultan Mehmet’le özdeşleştirdi ve bazı konuşmalarında İmamoğlu’nu ikinci Fatih olarak takdim  etti.

Daha sonra ise (İmamoğlu’na destek veren Süleymancılar gibi) onun dindar biri olduğu imajına katkı sağlamak için “ablasının İmamoğlu’nun yüzünde Rabbi Yesir gördüğünü” belirtti.

 

Akşener, İmamoğlu lehine bu tür açıklamalar yaparken diğer yandan da çıktığı televizyon programlarında, gazetecilere verdiği röportajlarda ve yaptığı basın toplantılarında “6’lı masanın adayının kim olacağı” sorularına “biz seçilebilecek bir aday tespit edeceğiz” diyerek alttan alta, adaylık için yola çıkmış olan Kılıçdaroğlu’na destek vermeyeceğini, adaylık için  bir başka isim arayışı içerisinde olduğunu ima ediyordu..

 

MAHKEME KARARI

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na verilen 2 yıl 7 ay 15 günlük hapis cezası kesinlik kazandıktan sonra devreye gireceği için ortada İmamoğlu’nun adaylığını engelleyecek bir durum gözükmüyor. İstinafa başvurulması ve  istinafın İmamoğlu lehinde  karar vermesi halinde kararın bozulacağını ve yerel mahkemenin kararını düzelteceğini, İstinafın yerel  mahkemenin kararını onaması halinde ise  dosyanın Yargıtay’a gidecek olması dikkate alındığında en hızlı sürede karar verilse dahi bu sürecin seçime kadar tamamlanma imkanı yok. O nedenle, İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olabilmesinin önünde bir engel gözükmüyor. Hatta, kesin kararın yerel seçimlere kadar dahi yetişme ihtimali zayıf olduğu için İmamoğlu’nun (eğer Cumhurbaşkanı adayı olamazsa) yeniden İBB Belediye Başkanlığı için aday olabilmesi mümkün olabilecek.

 

Mahkemenin verdiği cezayı değerlendirenler bu cezanın tıpkı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verilen ceza sonucu Cumhurbaşkanlığına varan yolu açtığı gibi, İmamoğlu’nun da yolunu açacağını, hakaret sayılıp sayılmayacağı belirsiz olan “ahmak” sözünden dolayı İmamoğlu’nun ceza almasının onu mağdur duruma düşüreceğini, halkın da mağdurdan yana tavır almasından dolayı aday olması halinde Cumhurbaşkanı seçileceğini öne sürmekteler.

 

Verilen kararın bütün muhalefet partilerinin Ekrem İmamoğlu etrafında kenetlenmesine neden olacağı, bu durumun İmamoğlu’na olan halk desteğini öne çıkaracağı ve kamuoyu araştırmalarında istenen aday haline geleceği yönündeki değerlendirmelerin de ne derece doğru olduğunu yapılacak anketler ortaya koyacak.

 

İmamoğlu’na verilen cezanın ardından mahkeme öncesi apar, topar Ankara’dan İstanbul’a gelen ve mahkemenin kararının ardından Saraçhane’de araç üzerinde İmamoğlu’nun yanında yer alıp, İmamoğlu tarafından mikrofona davet edilip konuşma yapan Meral Akşener’in verdiği görüntü ve yaptığı konuşma kamuoyunda İmamoğlu’nun adeta CHP’li bir Başkan değil de İYİ Partili bir başkan olduğu  yönünde bir izlenim bırakıyordu. Mahkemenin verdiği karar açıkça Akşener’in İmamoğlu’na destek vermesi ve onu aday yapmak yönünde işini iyice kolaylaştırdı.

Ancak, şu noktada söylenebilecek bir şey daha var; anlaşılan sadece Akşener değil, başkaları da Kılıçdaroğlu’nun yerine İmamoğlu’nun aday olması için alttan alta çaba sarfediyor.

 

DERİN DEVLET İDDİALARI

Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olarak öne çıktığı ilk günden beri devletin Sünni ağırlıklı bir ülkede Alevi birinin Cumhurbaşkanı olmasına engel olacağı iddiaları hiç gündemden düşmedi. Kılıçdaroğlu’nun dindar, muhafazakar kesimle kurduğu sıcak ilişkiye rağmen bu söylenti sürekli yaygınlaştırıldı.

 

Muhalefet cephesinden bazıları da “Cumhur İttifakının Kılıçdaroğlu’nun rakip aday olmasını istediğini” öne sürüyor, Kılıçdaroğlu’nun aday yapılması halinde Erdoğan’ın seçimi kolaylıkla kazanacağını ileri sürüyordu.

 

Bu gibi söylenti ve değerlendirmelerde bulunanların dikkatini çeken bir şey de, geçtiğimiz günlerde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “okul arkadaşımın aday olmasını isterim” yönündeki açıklaması oldu. Bahçeli’nin okul arkadaşım dediği Kılıçdaroğlu’ydu ve bu açıklamadan anlaşılacak olan ise Kılıçdaroğlu’nun aday yapılmayacağı kanaatiydi. Bahçeli, karar sonrasında yaptığı açıklamada da Akşener-İmamoğlu ikilisinin Kılıçdaroğlu’na arkadan kumpas kurduğunu belirtiyordu.

 

Kafalardaki asıl soru ise; Ak Partinin yargıya müdahale ederek İmamoğlu’na bu türden bir cezayı verdirdiği iddialarıyla ilgiliydi. Bu iddiaları ileri sürenler önceki hakimin İmamoğlu’na ceza verilmesi yönünde kendisine baskı yapıldığını, bunu kabul edilmeyince de Samsun’a tayininin çıkarıldığını belirtmesini gerekçe gösteriyordu.

 

Bu tür iddialar, Erdoğan’ın rakip olarak karşısına Kılıçdaroğlu’nun çıkmasını istemediği anlamına gelir ki bu pek de gerçekçi bir iddia değil.

 

Eğer bu ceza iktidarın yargıya müdahalesiyle ortaya çıkmışsa o zaman amaçlanan nedir?

 

Bu soruya verilebilecek komplocu cevap; adaylıktan vazgeçmeyip, İmamoğlu’nun İBB Başkanlığını boşaltmasına rıza göstermeyecek olan Kılıçdaroğlu’nun dayatmaları nedeniyle 6’lı masanın dağılacağı veya dışarıdan bir ismin ortak Cumhurbaşkanı adayı yapılacağı..

 

Bekleyip görelim, bakalım neler olacak..

 

 

 

 

 

 
 
 
 
 

Empfehlen Sie diese Seite auf: