Europäisches Institut für Menschenrechte - Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu -
       Europäisches Institut für Menschenrechte- Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu -

Yüksek Seçim Kurulu'nun kararları!

Yüksek Seçim Kurulu'nun kararları

Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu

 

I.) Siyasi partilerin aday listeleri

Siyasi partiler aday listelerini 19 Şubat 2019 'da seçim kurullarına verdiler. Geçici aday listeleri 22 Şubat 2019 'da kesin aday listeleri 3 Mart 2019'ta ilan edildi. Ülkemizde yapılan 31.03.2019 seçimleri tartışmalı hale getirilmemeliydi. Seçmen kütükleri ilan edildi. Bunlar laf olsun diye ilan edilmiyor herhalde. Parti teşkilatlarının tek tek bu listeleri incelemeleri gerekmiyor mu? Peki, niye görevinizi yapmadınız? Görevini yapmayan parti teşkilatı yöneticileri hakkında işlem yapacak mısınız? Bakın bunu AK Parti, CHP, MHP, HDP, İP herkes için söylüyorum. Adil bir seçim istiyorsanız, benim adamım, senin adamın demeden adil şahitler olup, gereğini yapacaksınız. ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ demeyeceksiniz. Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, mazlumdan yana, zalime karşı olacaksınız.

2 Mart 2019 Cumartesi: Aday listelerindeki eksiklikler siyasi partilerce tamamlanarak ilgili seçim kurullarına bildirildi. 3 Mart 2019 Pazar günü kesin aday listeleri (bağımsız adaylar dahil) ilçe seçim kurullarınca, büyükşehir belediye başkanlığı için ise il seçim kurulları tarafından ilan edildi. 2972 sayılı mahalli idarelerle ilgili seçim yasasının 22. maddesinde, ’Sandık kurullarınca gönderilen belediye başkanı seçimlerine ilişkin tutanaklar ilçe seçim kurulu tarafından birleştirilerek en çok oy alan aday, başkanlığa seçilmiş olur. Büyükşehir belediye başkanı seçimlerine ilişkin ilçe birleştirme tutanakları ilçelerden il seçim kuruluna gönderilir’ deniliyor.

        Ülkemizde her ne hikmetse bazı adayların adaylıkları YSK tarafından bu aday olma sürecinde hukuki gerekleri karşıladığı için adaylıkları kabul edildi. 31 Mart 2019 günü bu adaylardan bazıları seçimi kazandıkları halde bu secimi kazanan adaylara mazbataları verilmedi. Seçimi kazandıkları halde bazı adaylara mazbatalarının verilmemesi hukuken yanlıştı(r). Siyasi partiler ne derse derse desin hukuken ve siyaseten bu böyledir.  Seçilmiş insanlara, herhangi bir mahkeme kararına dayanmaksızın seçilme hakkın yok demek sadece o kişinin temel bir hakkının gasp edilmesi değildir, aynı zamanda sandıktan çıkan yereldeki milli iradenin de yok sayılması demektir.

 

II.) İstanbul seçim sonuçları

Ülkemiz olan Türkiye, İstanbul seçim sonuçlarına kilitlendi. Bu sürecin bir an önce sonuçlanması gerekir, çünkü seçim sürecinde hukuka, seçim mevzuatına göre, belli işlemlerin, belli süre içerisinde yapılması şartı vardır. Bunların en önemlilerinden biri seçmen listeleridir. Muhtarlık bölgesi askı listeleri 4 Ocak 2019 Cuma günü saat 08.00'den 17 Ocak 2019 Perşembe günü saat 17.00'ye kadar askıda kaldı. Seçmen listeleri askıya çıktı, bu listeler askıya çıktıktan sonra itiraz süresi vardır ve itiraz süresi sonunda kesinleşir. Kesinleşme olduktan sonra seçim bitmiş, oylar sayılmış, seçmen listelerinin seçimin sonucunu etkileyecek şekilde yeniden tartışma konusu yapılması artık mümkün değildir. Siyasi partiler onların temsilcileri ne derse desin hukuken, siyaseten ve ahlaken bu böyledir.

Bütün bu açıklamalarım siyasi partiler üstü ve objektiftir. Şahsımdan o ya da bu siyasi parti lehine ya da aleyhine bir şey duyamazsınız, ama hukuk duyarsınız. Hukuk diyor ki, seçmen listelerini tekrar tartışma konusu yapamazsın. Dolayısıyla Yüksek Seçim Kurulu'nun kararını beklemek gerekir.

İstanbul'da seçimin tekrarlanması Türkiye'nin hem iç ve hem de uluslararası arenada sıkıntı çekmesine sebep olur. Zaten sandık kurulu üyelerini siyasi partiler veriyorlar, başkanı da kamu görevlisidir. Sandık kurulu başkanı Kamu görevlisi olduğuna göre devlet güvencesiyle oraya ismi verilen bir kişidir. Devlet güvencesiyle oraya atanan kişilerin sorumlulukları çok büyüktür, bu büyük sorumluluğu taşıyanların sözde oyların sandıkta iç edilmesine göz yummuş olmaları ise mümkün değildir. Dolayısıyla ''Oylar sandıkta iç edildi seçim murdar olmuştur’’, cümlesi sevimsiz bir açıklamadır, çünkü seçimler konusunda sorumlu olan kurum YSK'dır. Onun dışında bazılarının ne söylediği mühim değildir. Aksine böyle bu açıklamaları YSK'nın otoritesine hakaret etmektir, demokrasiyi yok saymaktır.

Ayrıca her sandık başında bir devlet memuru ve partilerin, bağımsız adaylarının en azından birer müşahitleri varken, oylar tek tek sayılıp ıslak imzalı tutanaklara geçirilmişken, bu tutanaklar müşahitler tarafından genel merkezlere yollanmışken secimde nasıl hile oluyor? anlamak zor. Maltepe’deki birleştirme tutanakları eline ulaştığı zaman İstanbul İl Seçim Kurulu’nun sayımlarda birinciliği koruyan değerli Ekrem İmamoğlu’na mazbatasını vermesi hukuken gerekir, kanaatindeyim. İstanbul’da oyları bir kez sayıyorsun, olmuyor. İkinci kez sayıyorsun, yine olmuyor. Üçüncü kez sayıyorsun, yine olmuyor. Peki, kaç kez sayınca olacak? Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, halkın kararına saygı duymamız gerekir.

Eğer isterse İstanbul İl Seçim Kurulu aynı zamanda AK- Parti’nin YSK’ya başvurusunun sonuçlanmasını da bekleyebilir. Buna bu ortamda gerek yoktur düşüncesindeyim. Fakat unutulmamalı eğer ortaya çıkan çok özel bir durum varsa ve bu durum seçimleri doğrudan etkiliyor ise olağanüstü itiraz süreci AK-Parti açısından gündeme gelir. Burada dikkat edilmesi gereken durum, seçimin sonuçlarını doğrudan etkileyecek delillerin varlığının olup olmamasına bağlıdır. Örneğin, eğer sahte seçmen, sahte evrak ve usulsüz yollarla işlem yapılmış ise, bu işlemin tesisinin varlığı delillerle ispat edilirse, YSK’ya başvurulur. Aksi zaman kazanma taktiğidir.

Kanuna göre mazbata verilmeden olağanüstü itiraz hakkı kullanılamaz. AK- Parti ise mazbata verilmeden olağanüstü itiraz hakkını kullandı, bir adım daha ileri giderek mazbatanın itirazın karara bağlanmasından sonra verilmesini istedi. Kanun ise tam tersini söylüyor. Ne olacak şimdi?

 

III.) Kendi yanlışları

Bazıları için kendi yanlışlarını düzeltmektense başkalarını suçlamak daha kolaydır. İnsanlık ehliyeti verilse, vicdan dersinden geçer not alamayacak çok kişi var bu ülkede.

Tekman’lıyım, bu yaşıma kadar haram yemedim. Bu yaştan sonra ne haram yerim ne de haram yediririm. Her şeyin kayıt altına alındığı bilişim çağındayız. Bu kayıtları 100 yıl sonra gelecek olan torunlarımız bile okuyabilecek durumda. Yapılan iyi veya kötü ne varsa tarihe miras kalacak.

İstanbul’da oyları bir kez sayıyorsun, olmuyor. İkinci kez sayıyorsun, yine olmuyor. Üçüncü kez sayıyorsun, yine olmuyor. Peki, kaç kez sayınca olacak? Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir, halkın kararına saygı duymamız gerekir. Fakat mesele tahmin ettiğim yere doğru gidiyor AK- Parti, İstanbul seçimlerinin yenilenmesi için başvurmuş. Demek ki seçmenin mesajı iyi alınmamış. Hatayı hiç kendinde aramayan bir anlayış var, hep fatura başkasına kesiliyor.

Türkiye’deki tüm oyları bir gecede sayıp, 2 ilçedeki oyları 19 gün gece gündüz çalışıp nasıl sayamadığınızı kimseye anlatamazsınız. Aslında bunu ne yaşlısına, ne gencine, ne kadınına, ne erkeğine, ne yerlisine, ne de yabancısına anlatabilirsiniz. Bu rezaleti sağı solu, şehirlisi, köylüsü, Alevi’si Sünni’si, Türkü Kürdü, okumuşu okumamışı ile hep birlikte başardık. Hem de böyle bir zamanda. Ne kadar övünsek azdır. Hayır! Bu durum Türkiye’ye yakışmıyor. Kim kazanırsa kazansın, kaybeden Türkiye’dir. Kaybeden siyasettir. Kaybedilen zamana yazık. Herkesin hukuki gerekçeleri var, herkesin makul ve mantıklı argümanları var. Herkes kendince haklı. Bütün bunlar yukarıdaki tespiti (siz iddiayı deyin) değiştirmiyor.[1]

 

 

 

[1] Abdurrahman Dilipak, Yeni Akit'te "Yaşlı adam rahatsız" başlığıyla yayımlanan yazısında  İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) seçimlerine ilişkin olarak "XYZ kuşağına, bir gecede bütün Türkiye’yi sayıp, 2 ilçedeki oyları 19 gün gece gündüz çalışıp nasıl sayamadığınızı anlatamazsınız" dedi. https://tr.sputniknews.com/turkiye/201904181038797830-dilipak-Xyz-kusagina-bir-gecede-tum-turkiyeyi-sayip-2-ilcedeki-oylari-19-gunde-nasil-sayamadiginizi/

 

 

 

 

 

 

Empfehlen Sie diese Seite auf: