Europäisches Institut für Menschenrechte - Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu -
       Europäisches Institut für Menschenrechte- Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu -

Rusya’nın dile getirdiği Adana Mutabakatı    

 

Rusya’nın dile getirdiği Adana Mutabakatını günümüzde irdelemek.


Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu

Adana Mutabakatı, 1998 yılında ülkemizdeki yıldırı olaylarının artmasının ardından Türkiye ve Suriye arasında imzalanan bir anlaşmadır. 20 Ekim 1998’de Türk heyetine başkanlık eden Büyükelçi Uğur Ziyal ve Suriye heyetine başkanlık eden Siyasi Güvenlik Başkanı Tümgeneral Adnan Badr El Hassan tarafından imzalandı[1].

Bu Mutabakatı objektif olarak irdelediğimizde elde ettiğimiz sonuç şudur. Eğer ülkemiz Türkiye isterse kilometre sınırlaması olmaksızın Suriye topraklarında El Muhaberat ve Suriye güvenlik güçlerinin de desteği ile askeri operasyonlar yapabilir, çünkü 1998 de imzalanan Adana anlaşması günümüzde halen geçerli ve bu protokol 2010 yılında tarafların imzalaması sonucu 23 maddelik, kapsamlı bir mutabakata dönüştü.

Günümüzde aslında Rusya’nın, Suriye’nin kuzeyinde Türkiye ve ABD’nin alacağı kararlara etki etmesi çok fazla mümkün gözükmüyor. Fakat hava koridoru ABD’nin elinde olduğu sürece İran, Esed ya da Rusya güçleri tarafından ABD’den izinsiz o coğrafyaya yani Suriye’nin kuzeyine girilmesi şu an için ülkemiz acısından epey zor. Bununla beraber Adana Mutabakatına göre esasen Türkiye’nin uluslararası hakları ise saklı.

Rusya’nın günümüzde istediği çözüm ise şu, şekilde değerlendirilebilir. ''Suriye Ordusu’nun güneyden, Türkiye’nin ise kuzeyden PKK/’ye yönelik müşterek operasyon düzenlemesi ve Türk askerinin güvenlik sağlandıktan sonra Suriye’den tekrar geri çıkması''.

Bu bağlamda bölgeyle ilgili olan ABD’nin projesi ise çok daha farklı. Washington, belirli bir alanın ara bölge (güvenli alan) statüsü kazanmasını arzu ediyor. Washington’un bu görüşünü veya palanını ise Türkiye kendine göre çeşitli nedenlerle doğru bulmuyor, çünkü bunu ülkenin Beka sorunu ve örgüte Suriye’de hayat hakkı tanınması olarak değerlendiriyor. Dolayısıyla Türkiye o coğrafyada 32 kilometrelik güvenli bölge dışında da örgüt birimlerinin bulunmasına karşı. Bu nedenle Ankara Washington’dan Suriye’nin başka yerlerinde bulunan örgütün elemanlarına yönelik operasyon el serbestlik talep ediyor. Washington ise buna yanaşmıyor. Rusya ise bu ortamda devreye girerek önemli ve önemli olduğu kadarda ciddi bir alternatif öneri dile getiriyor.

Bu vesileyle hatırlatmakta fayda var. Adana Mutabakatının uygulayıcılarından biri dönemin FSB direktörü Putin'dir. Körfez krizi sonrası bölgede izlenen istihbarat faaliyetleri konusunda kendisi en etkin isimdir ve gümümüzde Adana mutabakatına bağlı olduklarını vurguluyor. Bilvasıta Başkan Putin ABD’nin şu anda ortaya koyduğu güvenli bölge planına bir alternatif sunuyor ve diyor ki, ABD size 30 kilometrelik izin veriyor, bir sınır çiziyor ve bu sınırı kendisi belirliyor. Fakat biz Rusya olarak Adana Mutabakatına sadığız. Suriye’de sadıktır. Dolayısıyla bu bağlamda Putin Rusya için iyi bir strateji belirliyor ve Türkiye’ye eğer siz isterseniz Dr. Esed Adana mutabakatına sadık kalacağını açıklar. O zaman Türkiye olarak PKK-PYD’yi etkisizleştirme konusunda Rusya’yla ve Dr. Eset hükümeti ile birlikte çalışabilirsiniz. Başkan Putin’in çizdiği bu strateji ve sunduğu bu alternatife göre. Türkiye isterse bu anlamda örgütü etkisizleştirme konusunda Rusya’yla ve Dr. Eset hükümeti ile birlikte çalışabilir. Ayrıca Suriye coğrafyasında 50 kilometrelik alanda istediği gibi operasyonel izne sahip olur. ABD’yi ve örgütü üzende Başkan Putin in bu alternatif önerisi.

Türkiye ise, ABD ve Rusya’nın sunmuş olduğu yukarda vurguladığım bu planlardan ziyade, kendi bölgesinde, kendi politikaları olan, kendi milli menfaatleri ölçüsünde hareket eden ve milli güvenliğini tehdit eden tüm guruplara karşı mücadele etmekte kararlı. Adana mutabakatının gereklerini yerine getirmek için derhal Suriye ile doğrudan temas kurması ülkemiz acısından, siyaseten ve ikili ilişkiler nedeniyle, daha doğru olduğu halde, iktidar bu bağlamda farklı düşünüyor; ’’Suriye sınırlarımızda olup bitenlerde Suriye değil, Türkiye hesapları var. Birilerinin bizi davet etmesine gerek yok. Biz Adana Mutabakatıyla bu imzayı aldık. Bu imza herhangi bir olumsuz gelişmede o topraklara girmemizin önünü açıyor.  Fırat'ın doğusunu çok yakında emniyete, huzura kavuşturacağız. Sahada askeri güçlerle temasımızı sürdürüyoruz. İlk aşamada ülkemizde yaşayan 4 milyon Suriyeli kendi evlerine dönebilecekleri güvenli bölgeler oluşturmayı hedefliyoruz, bir gece ansızın gider gereğini yaparız'' (Başkan Erdoğan), düşüncesinde.

Malumunuz uluslararası ilişkiler ekonomik çıkarlar üzerinden yürütülüyor. Türkiye hem ABD’yle ve hem de Rusya’yla olan ilişkilerinde, yaklaşımında kendi menfaatleri ölçüsünde hareket ediyor. Dolayısıyla ekonomi ve güvenlik politikaları, Rusya, Türkiye ve ABD arasındaki ilişkilerini yoğunlaştırıyor. Buda bu coğrafyadaki gelişmelerin Kürtler aleyhine Türkiye lehine hem emperyalist ve hem de sosyal emperyalist güçler tarafından yönlendirildiğini işaret ediyor. 

Membiç ve Fırat’ın doğusuna harekat yapmak, bölgede Güvenli Bölge oluşturmak için Suriye ile Türkiye’nin yaptığı Adana Mutabakatı ve 2011 tarihli Terör ve Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşmasına dayanarak ülkemizin Suriye’ye operasyon yapmasına hukuken gerek yoktur. Türkiye’nin uluslararası hukuka uygun başka hukuki dayanakları var. Değerli Başkan Erdoğan, Türkiye’nin bekasını ilgilendiren bu nedenle başka bir ülke topraklarında TSK'lerinin harekat yapmasını gerektiren önemli bir konuda danışmanlarınızın sizi yanıltmasına izin vermeyiniz. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin almış olduğu 1624 (2005), 2170 (2014) ve 2178 (2014) sayılı kararları ve BM sözleşmesinin 51’inci maddesi çerçevesinde, Suriye’nin topraklarına TSK girebilir, ama buna dünyadaki siyasi konjonktür nedeniyle gerek yoktur düşüncesindeyim.

“Kaybettiklerimiz bir daha asla geri dönmeyecek. Çok kan aktı. Bu topraklar iyileşmeyecek, kalbimizdeki yaralar kapanmayacak. Tek yapabileceğimiz geçmişle barışmak ve ondan ders almaya çalışmak” (Soğuk dağ filminin son repliği, Amerikan iç savaşının ardından) Size de tanıdık geldi mi?

 

[1] Bu anlaşmanın ardından Sayın Abdullah Öcalan Suriye’den çıkarak bir süre Rusya ve İtalya’da saklandı. Daha sonrada Kenya’da havaalanında Türk askeri güçleri tarafından yakalanarak Türkiye’ye getirildi.

 

Empfehlen Sie diese Seite auf: