Europäisches Institut für Menschenrechte - Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu -
       Europäisches Institut für Menschenrechte- Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu -

NATO-Türkiye ilişkilerinde S-400'lerin rolü

NATO-Türkiye ilişkilerinde S-400'lerin rolü
Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu

 

I.) S-400'ler

     S-400'ler 82 milyon vatandaşıyla Türkiye'nin ulusal güvenliği ile ilgilidir. Şu anda siyasi iktidarın bu konuda yürüttüğü politikanın doğru olduğunu düşünüyorum. ABD'yle ipleri koparmadan bunu sağlamanız lazım. Ülkemizdeki bazı siyasi partiler S-400'ler konusunda yanlış siyaset üretmekte ve aynı zamanda ülkemizin çıkarına uygun olmayan emperyalist tezleri dille getirmektedirler. Halbuki Türkiye'nin ulusal muhalefete ihtiyacı var.

     S-400'ün radarları S-300 sisteminde kullanılan 64N6 ve 76N6 radarlarının gelişmiş bir türevi olan 96L6'dır. S-400 komuta merkezi aynı anda 6 bataryaya komut verebilir ve her batarya 12 fırlatma aracına komuta eden bir 96L6 radara sahiptir. Bu radarlar hayalet uçak tabir edilen hedefleri izleme ve bu hedeflere kilitlenme yeteneğine sahiptir. Gelecekte 96L6 radarların daha da geliştirilmesiyle 500-600 kilometreye kadar etkili olacakları düşünülmektedir. ''-Hiç tartışmasız  S-400 sistemi, Patriot sisteminden çok çok üstündür. Dünyadaki en etkin yüksek irtifa, uzun menzil hava savunma sistemi S-400'dürler. 600 kilometreden hedefi tespit ediyor. Uçak, balistik füze olabilir hedef. Seyir füzesi olabilir,''  400 kilometreye geldiği zaman hedefi düşürüyor. S-400'ün etkisiz hale getiremediği hedef yok. S-400'lerin irtifası 30 km. yüksekliğe kadar çıkabiliyor.  

     S-400'leri, Patriot'lara göre hakim kılan batarya olarak bakarsak bir batarya kendi kendine hem hedefi tespit ediyor, hem hedefe kilitleniyor hem de imha ediyor. Sistem etkili bir sistem sinek uçmaz. S-300'ler kendi kendine hedef tespiti yapıyor hem etkisiz hale getiriyor. -S-400 hakikaten stratejik bir savunma sistemi. Size çok büyük avantaj ve üstünlük sağlıyor. Bölge hava savunma sistemini getirdiniz güneye koydunuz. Doğu Akdeniz, Suriye, Kıbrıs'ı kapatıyorsunuz. Orada kimsenin uçağı uçamaz. O bölgeyi kontrol altına alıyorsunuz. Batı'da koyun Ege'yi, Akdeniz'i kontrol altına alıyorsunuz. Size büyük bir güç veriyor.''( İlker Başbuğ)

     Başkan Erdoğan Rus S-400'ü aldığı takdirde neler olabileceğini hiç kuşkusuz biliyordu. Türkiye'nin hangi hava savunma sistemini satın alacağı, yıllardır süren bir tartışma konusuydu. Türkler müttefiklerinin bu konudaki çekincelerini iyi biliyordu.

     Başkan Donald Trump, ABD'nin Türkiye'ye Rusya'dan S-400 füze savunma sistemi almasından dolayı şu anda yaptırım getirmeyi düşünmediğini söyledi. Ülkemize Rusya'dan S-400 füze savunma sistemleri sevkiyatının başlaması ile birlikte Türkiye'nin bağımsız, egemen, kimsenin korkutamayacağı güçlü bir ülke olduğunu başta AB, ABD ve tüm Dünya gördü. Günümüzde Türkiye askeri açıdan dünyanın en seçkin ülkeleri arasına girdi. S-400'lerin ülkemize gelişiyle birlikte Türkiye kendi hava ve uzay sahasının güvenliğini sağlama alanında mutlak egemenliğe sahip oldu.

 

II.) AB Konseyinin almış olduğu yaptırımlar

     a)Hidrokarbon kaynakları   

Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon kaynaklarına ilişkin faaliyetlerine karşılık AB Konseyinin almış olduğu tüm yaptırımlar hukuka aykırıdır. AB'nin bu hukuk dişi densiz kararları ülkemizin Doğu Akdeniz'de hidrokarbon faaliyetlerini sürdürme kararlılığını hiçbir şekilde ne siyaseten ve nede hukuken etkileyemez.

     AB, ABD ve Yunanistan başta olmak üzere çok sayıda ülkenin Türkiye'nin Kıbrıs'ta gaz arama faaliyeti göstermesine karşı çıkarak tehditler savurması hiçbir işe yaramadı ve yaramaz. Tehditlere karşı dik duruşunu bozmayan Türkiye, Barbaros, Fatih ve Yavuz gemileriyle Kıbrıs'ın etrafını sardı. Artık AB üyesi ülkeler öğrenmeliler "Avrupa Birliği'nin ülkemize yönelik attığı yanlış siyasi adımların sorunun çözümü için hiç bir faydası olmaz, ters teper, meseleyi çıkmaza sokar. AB unutmamalı Türkiye bir muz ülkesi değildir. AB’nin Türkiye’ye yönelik yaptırım kararları AB'nin Kıbrıs’ın Türk kısmını tanımama tutumunun devamıdır.

    Dolayısıyla Türkiye ile AB arasında 18 Mart 2016 tarihinde yapılan Mutabakat derhal iptal edilmelidir, çünkü bu mutabakat artık gereksizdir, insan hakları ve iltica açısından ciddi sorunlar doğurmaktadır, Türkiye’nin sırtınada ağır yükümlülükler yüklemektedir. AB, şımarık, küstah bir şekilde ülkemize yaklaşırken ''bu yaptırımlar işe yaramaz dolayısıyla ne yapalım'' demek bir çıkış yolu değildir.

      b) AB ve Türkiye arasındaki Mülteci mutabakatı.

     AB'nin Türkiye’ye atmış olduğu en büyük kazık 18 Mart 2016 tarihinde Türkiye ile AB arasında imzalanmış olan mülteci mutabakatıdır. Günümüzde beş milyon mülteci Türkiye’de yaşıyor. Bu insanların her özgür insan gibi Avrupa Birliği ülkelerine seyahat etme özgürlüğü vardır, çünkü seyahat özgürlüğü bir anayasal haktır. Ülkemizde bir açık hava hapishanesi değildir. Bırakın mülteciler ABye seyahat etsinler.

 

III.) Türkiye’ye yönelik “çifte standart” ve “ayrımcılık” uygulamaları

    Batı’nın Türkiye’ye yönelik “çifte standart” ve “ayrımcılık” uygulamalarının günümüzde S-400 Hava Savunma Sistemi ve F-35 savaş uçakların özelinde simgeleşerek devam ettiği malum. Dolayısıyla NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg Aspen’de Türkiye hakkında çok ihtiyatlı konuştu. Bu etkinlikte, ittifak içerisindeki gerginliği azaltmak için çaba gösterdi ve ittifakı korumaya çalıştı. Stoltenberg dağılmakta olan NATO’yu Rusya tehdidiyle ayakta tutmaya çalışıyor.

     Türkiye NATO üyesi olan bir ülkedir. Rusya'ya Batı'nın silah teknolojisi hakkında hiç bir zaman için bilgi vermez. Dolayısıyla ülkemizi F-35 programından çıkarmanın sorumluluğu en başta ABD, AB ve tüm NATO'ya aittir. Ancak burada ortaya çıkan hasar, Trump'ın dile getirdiği Amerikalıların istihdamı konusunu fazlasıyla aşıyor. Asıl konu, NATO'nun hayati önem taşıyan güney kanadının Putin tarafından değil NATO'nun yanlış yürüttüğü askeri ve siyasi güvenlik politikaları nedeniyle deliniyor olmasıdır.

    Türkiye’nin geleceği kurallara dayalı demokratik dünya düzeni temelinde transatlantik sistem ve bu sistemin değerlerine bağlılıktır. Bu bağlamda Türkiye’nin stratejik ve tarihsel yöneliminin iki temel unsuru var. Bunlar AB üyelik perspektifiyle NATO üyeliği ve bununla birlikte ABD ile olan stratejik ilişkileridir.

    Başkan Trump'un ülkesini NATO'dan çıkarma tehditleri son dönemlerde azalmış olsa da, şu anki vaziyet, ittifak adına belki bir kriz değil ancak bir gerileme anlamına geliyor. NATO’ya üye olan ülkeler prensipte kiminle silah ticareti yapacaklarına kendileri karar verirler. Ankara'nın Moskova’dan S-400 füze savunma sistemi almasının NATO üyesi olan ülkemize faydası var, çünkü bu savunma sistemlerini satın alarak hem ülkemizin ve hem de NATO müttefiklerinin güvenliğini Ortadoğu’da korumuş oluyoruz.

     Türkiye NATO ya en fazla katkı sunan müttefiklerden birisidir. Türkiye’nin NATO içindeki görüşmelerde ve karar süreçlerinde kendi ulusal çıkarlarını ön plana çıkararak daha fazla sorgulayıcı ve eleştirel bir tutum içinde girmiş olması, ittifakın varlığını sorgulamaktan ziyade ittifakın politikalarına şekil verme düşüncesinden kaynaklanmaktadır.

    Türkiye'nin ittifak içindeki rolü ve güvenilirliği konusunda soru işaretleri yoktur.

    Türk-Amerikan ilişkilerinde S-400, F-35 ve yaptırımlar konusu ile başlayan gerginliği, her iki tarafın da transatlantik dünyanın ortak değer ve çıkarlarını gözetmesiyle, akılcı ve akil bir yaklaşımla çözüme kavuşturulmalıdır.

 

IV.) Sonuç olarak

 

1952 yılında NATO’ya katılan Türkiye, üyeliğin getirdiği her türlü sorumluluğu yerine getirse de; aynı karşılığı her zaman bulamadı.

 

Türkiye 21 Kasım 2012’de NATO’ya başvurarak Patriot savunma sistemi talep etti. Beklenti, Patriotların, Suriye’deki tehdit sona erene kadar görev yapmasıydı.

 

Ne var ki öyle olmadı. O talep doğrultusunda Türkiye’ye konuşlandırılan ABD ve Hollanda füzeleri bir süre sonra geri çekildi. Almanya’ya ait Patriotlar ise 23 Aralık 2015’te İskenderun Limanı’ndan ayrıldı. Böylece Türkiye, Suriye’den gelen hava tehdidine karşı yalnız bırakıldı. Bu ve benzeri nedenlerle Türkiye'nin Rus S-400 savunma sistemi satın almak mecburiyetinde kaldı.

 

 

 

 

 

 

 

Empfehlen Sie diese Seite auf: