Europäisches Institut für Menschenrechte - Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu -
       Europäisches Institut für Menschenrechte- Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu -

Milli irade ve secim sonuçları

 

Milli irade ve secim sonuçları

Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu

    Bilindiğiniz gibi ben siyasi tavrı açık ve şeffaf  yazı yazarıyım. Kimileri gibi sürekli ikili-üçlü oynayarak, kazanan kim olacaksa bekleyip, ona göre tavır almam. Cumhur ittifakı %51,6 oy oranıyla 50 il,681 ilçe belediyesini, Millet ittifakı ise %37,6 oy oranıyla 21 il 209 ilçe belediye başkanlığını kazandı. Memleketimizin büyükşehirlerinde, illerinde, ilçelerinde, beldelerinde seçmenlerin özgür tercihiyle göreve gelen tüm belediye başkanlarını, belediye meclis üyelerini, il genel meclis üyelerini, tüm muhtarları ve azalarını tebrik ediyor çalışmalarında başarılar diliyorum. HEPİMİZ İÇİN HAYIRLI VE UĞURLU OLSUN.  

 

1.) 31 Mart 2019 günü Milli iradeye ayar verildimi 

     Bazı köşe yazarları 'Erdoğan devrilir Türkiye durdurulur'', '‘İstanbul düşer, Türkiye düşer'' diyenler, 15 Temmuz'dan medet umanlar 31 Mart 2019 günü Türkiye'ye, demokrasiye, seçimlere müdahale etmiştir’’, düşüncesindeler.  Eğer ülkemizde 31 Mart 2019 günü Milli iradeye çeşitli metotlarla ayar verilmiş, memleketimiz yeni bir çokuluslu müdahale görmüş ise, ülkemizin yetkili makamları günümüzde bu müdahalenin detaylarını ortaya çıkarmalıdır. Devlet gerekli önlemi almalıdır. ’’Yapılan usulsüzlük ve hilelerin birbirinin aynı olması müşahitlerin seçimlerden önce bu konuda eğitildiklerinin en bariz delilidir’’, düşüncesinde olanalar, bu iddialarını ispatlamalıdır. Bu fevri ya da istisnai bir durum değildir.  

    Bu görüşte olan köşe yazarları ve aydınların düşüncelerine şahsen inanmak istemiyorum, sorunun çözümü için çare nedir sorusuna: İstanbul'da ve itiraz edilen tüm beldelerde seçimlerin yenilenmesinin zaruri olduğu kanaatindeyim. Buna karar verecek olan kurum ise YSK dur. YSK kurulunun vereceği karara hepimizin saygı duyması gerekir.  Tüm vatandaşlarımız ve bunun yanında hem iktidar hem de muhalefet partileri YSK'ya güvenmeli. YSK bağımsız bir kurumdur tarafsız karar veriri . Ayrıca YSK Başkanı değerli Sadi Güven'in itibarlı ve tarafsız bir hukukçu olduğuna inanıyorum. Dolaysıyla secim sonuçlarına itiraz eden partilerin sağduyulu davranmasını rica ediyorum.

    Unutmamalıyız, YSK mazbatayı İmamoğlu'na ya da Yıldırım'a, verene kadar İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal beydir.

2.) Seçim sonuçlarına etki eden sebeplere gelince.

      Diğer taraftan hiçbir siyasi organizasyon, hiçbir siyasetçi Türkiye’nin aslı unsuru Kürdleri ihmal etmemelidir. Seçim sonuçlarına etki eden sebepler şu şekilde değerlendirilebilir: Ekonomik gerileme ve yoksullaşma. "Tanzim kuyruğu varlık kuyruğudur" söylemi. Bazılarını kriminalize eden ayrımcı söylem. Onlara oy vermeyen Kürtler bile incitildi. Kürt seçmeni stratejik oy kullandı. Son haftada Yavaş’a sert söylem ve karalama küskünlerin sandığa gitmesinde büyük etken oldu. 

     Küskünler ve kızgınlar bu seçim sonucunu tayin etmişlerdir.  Karşı mahalleye harcanan efor kendi mahallesindeki küskün ve kızgınları barıştırmak ve hataları düzeltmek için harcanmalıydı. Millet keyfi için ne küstü nede kızdı. Yapılan hatalara kızdı ama kimsenin umurunda olmadı.

     AK-Partinin Büyükşehirleri kaybetmesinde ikinci ana etken işsizliktir. Yıllardır sürdürülen büyükşehirlere insan doldurma politikası artık iflas etti, çünkü bu ekonomik durum daha çok işsizlikten ve daha çok oy kaybından başka bir şey vaat etmiyordu. Bu gerçekleri irdeleyerek yerel seçim sonuçlarından hareket edecek olursak, seçmen tarafından AK-Parti’ye çok ciddi bir uyarı verilmiştir. Daha güçlü bir demokrasi ve daha refah bir yaşam sürdürmenin önünün açılmasını isteyen halk tavrını ortaya koymuştur. Halk, kullandığı oylarla, salt iç tüketime dayalı ekonomik genişleme değil, üretime, sanayileşmeye dayalı kalkınma modelinin çıkar yol olduğunu göstermiştir. Cumhur İttifakı İstanbul ve Ankara ilçelerinin çoğunluğunda tercih edilirken, büyükşehir belediyelerinde oy kaybına uğramasının esas nedeni budur. 

    Ayrıca 31 Mart 2019 yerel seçimlerinden HDP zayıflayarak çıktı.  Asimilasyonun en düşük seviyede yaşandığı bir vilayet olan Şırnak’ı Hendek Savaşı’nda Türklere yıktır ve asker ve polislerin çoğunluk oluşturduğu şehir haline getir, sonra da AK-Parti onların oyu ile seçimi aldı diyerek kendine mazeret uydur. Muş içinde demagoji yap. Halkımız inanılmaz derecede hassas bir terazidir. Mazlumunda, zaliminde darasını çok iyi bilir. 

     Mesele artık HDP’nin boyunu aşmıştır. Anadolu’da çok geniş çaplı Kurdî bir ittifaka ihtiyaç vardır. AĞRI ve DERSİM’in kaybı çok büyüktür. Halkımız HDP‘e bu illerimizde büyük tokat vurmuştur. HDP 114 belediyeden 50 belediyeye kadar düştü.                                       Dersim kazığına ve MHP'nin Kürt vatandaşlarımızın çoğunlukta yaşadığı illerindeki oylarının artışına bu yazımda değinmeyeceğim. Iğdır ve Kars ile avunmak yanlıştır. Iğdır ve Kars’taki oylar emanet oylardır her iki değerli adayın bizzat şahsılarına verilmiştir.                         Aziz Halkımız HDP’e tokat attı, ders verdi. Dolayısıyla HDP in eş genel başkanları Sayın Pervin BULDAN ve Sayın Sezayi TEMELLİ derhal hem HDP genel başkanlığından ve hem de Milletvekilliğinden istifa etmeliler. Demokrasinin gereği budur. Size karşı çıkan halkın kararı tecelli etmiştir.                                                                                                                

      Seçim sonuçlarının ortaya çıkardığı resmi iyi okumak, iyi değerlendirmek ve sürecin ürettiği sorumlulukları bihakkın yerine getirmek elzemdir.

   HDP in ne İstanbul ve nede Ankara’da CHP‘nin secimi kazanmasında hiç bir etkisi olmamıştır.  Her şeye rağmen doğu ve güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşayan bölge insanının tercihinin HDP olacağını ta 31 Mart 2019 günü sandıklar açılıncaya kadar düşünüyordum. Şırnak, Muş, Ağrı ve Bitlis’te bölge insanı. Cumhur İttifakı’nı tercih etti. Siirt’te başa baş bir sonuç çıktı. HDP açısından bunun tek bir adı vardır:  O da Hezimet.

3.) CHP-HDP-IP ittifakı

Yerel seçimlerin sonuçlanmasıyla birlikte çok ilginç yorumlarla karşılaşmama mümkün değil. İktidar partisinin alternatifi olarak CHP-HDP-IP ittifakı, topluma bir tercih olarak sunulmaya çalışılıyor. Tercih olarak sunulmaya çalışılan bu üçlü ittifakın daha demokratik olacağının iddia edilebilinmesi için haklı bir çok neden ileri sürmek gerekir. Ama malesef genel geçer alışkanlıklardan kaynaklanan CHP-HDP-IP ittifakı, demokratik, ülkeyi demokratikleştirecek tek güçmüş gibi ileri sürülmekte. Hatta bazı Kürt çevreleri dahi egemen kılınmak istenen bu atmosferin etkisi altında kalmakta. Bazıları daha da ileri giderek, ‘Kürtler varlık gösterdi, gelişmelere yön verdiler’ yönlü yorumlar yapmakta. Oysa Kürtlerin, özellikle İstanbul, Ankara ve Adana’da oylarıyla hiç bir şeye yön veremedikleri gün gibi meydanda. Bu kesimlerin Kürt’ten kastettiği de, yakın zamanda on bin Kürt gencini katleden Hendekçilerdir.         Doğru; ‘Kürtler’ Kars ve Iğdır’da bir şeylere yön vermeden ziyade, bir yerlerle ne güzel entegre olduklarını ispatlamış oldular. Esas alınması ve her açıdan tahlil edilmesi gereken böylesi bir örnek varken, acaba neden görülmezden geliniyor? Demokrasi havarisi gibi yansıtılmak istenenlerin özellikleri, tarihi geçmişleri düşünülürse, Kürtlerin nasıl hareket etmesi gerektiği kendiliğinden açığa çıkar. Kürt/Kürdistan adına böylesi irdelemelerde bulunulması garipsenmelidir. Kürtler, iktidar oyunlarının çomağı haline getirilmeye çalışılmamalıdır.                 Kürd seçmenin bu seçimde gösterdiği farklı tavır ciddi bir siyasi ve sosyolojik araştırma konusudur. Doğu’da tepki oyları olarak AK-Parti’yi desteklemiştir. Güneydoğu’da örneğin Yüksekova da HDP yerine adayların halktaki sevgi ve saygısı halk tarafından tercih edilirken Muş, Bitlis, Şırnak, Ağrı ve Hınıs v.s, ve v.b, yerler üzerinden HDP in yanlış politikalarına net mesaj verilmiştir.                                                                                                                               Batı’da ise CHP’ye emanet oylar verilerek AK-Parti cezalandırılmıştır.  Ayrıca bu seçimde İyi Parti buharlaştı. Bu seçimde Sarıgül bitti. MHP ve CHP daha kazançlı çıktılar.

5.) Seçim sonuçları analizlerimden biri de şu:                                                                       Ağırbaşlı , milletle barışık olanlar kazandı. Egosu Yüksek olanlara parti ayrımı yapmaksızın seçmen ders verdi Sonuçtan alınması gereken ders şudur: Kürt’ler vardır bu ülkenin sahibi halklarındandırlar, terörist değildirler. Köşe yazarları birazda meteoroloji uzmanlarına benzerler. Meteorologlar ellerindeki verilerle objektif hava tahmini yaparlar. Yağmur mu yağacak, güneş mi çıkacak, nesnel biçimde ortaya koymaya çalışırlar. Kendi tercihlerine göre yağmurlu, karlı ya da güneşli, sıcak havaya sempati duyabilirler. Objektif tespitler ve teşhisleri belirttikten sonra bu tercihlerini açıklamalarında sakınca yoktur.  

Dolaysıyla ben secim sonuçlarıyla ilgili analiz ve tahlillerimi objektif tespitlerimle yapmaya çalışıyorum.  İyimser miyim, kötümser mi? Ne iyimserim, ne de kötümser. Mevcudun fotoğrafını çekerken kötümser, gelecek tahminlerimi dile getirirken iyimser algılanıyorum herhalde. Ben sadece gözlem ve analiz yapıyor, var olanın ileride neye dönüşebileceğini tahmin etmeye çalışıyorum. Malumunuz itiraz süreci halen devam ediyor, bu yeni bir şey değildir. Seçimin hakimi YSK’dır.  Başta Sayın İmamoğlu olmak üzere tüm adayların bu gerçeği görmesi ve kabul etmesi gerekiyor. Bir sabırsızlık hali var. Ben şimdi soruyorum, elinizde mazbatan var mı, eğer elinizde mazbata yoksa sağa sola yazı yazmaya gerekte yoktur. Karar yakında YSK tarafından açıklanacaktır. Türkiye gibi bir ülkede ve İstanbul gibi dünyanın en güzel kentinde herkesin sorumlu davranması gerekir. Sonuç ne olursa olsun, verilen oyun zayi olmaması için tüm seçmenler , partiler ve adaylar sorumluluk taşımalı. Vatandaş olarak hepimiz oyların yerini bulduğundan emin olmalıyız.

31 Mart 2019 yerel seçimleri nihayet sonlandı. Bir çok il ve ilçede seçim sonuçlarına itiraz edilmesine karşın, ciddi değişiklikler olacağı ihtimali kamuoyunda yaygın kanı değil. İktidar partisi İstanbul, Ankara ve Adana’da büyükşehir belediyelerini kazanamadı.

2019 yerel seçimleri sonuçları bazı iller için ilginç özelliklere sahip, Örneğin İstanbul ve Ankara. İstanbul’un 39 ilçesinden 24’dünü, Ankara’nın 25 ilçesinden 14 ilçe belediyesini iktidar partisi kazanmış durumda. İşte bu durumum siyaseten izaha ihtiyacı vardır. Eğer kitlelerin iktidar partisinin ekonomik, siyasal ve sosyal alanlardaki uygulamalarını tümüyle kabullenmemesi söz konusu olsaydı, Ankara ve İstanbul’un ilçelerinin çoğunluğunda Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, dolayısıyla Cumhur İttifakı’nın kaybetmiş olması gerekirdi. Hatta genelde, son Cumhur Başkanlığı seçimlerinde alınan oy oranından daha düşük olmalıydı.  

Cumhur Başkanlığı seçimlerinde alınan oy oranı ile 31 Mart yerel seçimlerinde alınan oy oranı aşağı yukarı aynıdır. Bu durum başlı başına irdelenmesi gereken bir durumdur. ‘AK-Parti artık istenmiyor’ diyerek geçiştirilemez.

Not: Ayrıca Ülkemizde 31 Mart 2019 seçimleri sırasında 11 ÖLÜM 102 YARALI var. BU SEÇİM DEĞİL. VAHŞETTİR. Bu tablodan DERS ÇIKARILMALI VE GEREKEN YASAL TEDBİRLER, alınmalıdır. ALLAH RAHMET EYLESİN YARALILARA YÜCE ALLAHTAN ACİL ŞİFA DİLİYORUM.

 

 

 

 

 

 

 

Empfehlen Sie diese Seite auf: