İran’ın yaptığı füze saldırısı!

Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu

Kasım Süleymani’nin fiziken imha edilmesi yüzyılın belki de en gizemli olayıdır. Bu gizemli olayın sebebiyle ABD’nin 2003’te Irak’ı işgal etme nedeni aslında aynı şeylerdir. Merkezi Irak hükümetinin yapılandırılmasında ortaya çıkan yakıcı rekabetin faturası Kasım Süleymani’ye çıkarıldı. Dolayısıyla birilerinin iddia ettiği gibi, bu suikast stratejik derinlikten yoksun bir eylem ve karar değil, tam tersine zaten var olan derin stratejik akıldan beslenen, hedefi açık ve amaçları belli bir stratejinin dışavurumudur.

İran’ın dini lideri Ali Hamaney, devlet televizyonunda yayımlanan açıklamasında, Süleymani’nin „cennete gittiğini, suçluları çok sert bir intikamın beklediğini“ söylemişti. Daha sonra 7 Ocak 2019 tarihinde Tahran’da büyük bir konferans salonunda kalabalık bir gruba hitap eden Hamaney, 6 Ocak 2019 gecesi İran’ın Irak’taki ABD askeri üslerine karşı yaptığı füze saldırısının Amerika’nın yüzüne vurulmuş bir tokat olduğunu ve Dünya düzeninin değişeceğini, büyük değişimler olacağını belirtti. Hamaney bu değerlendirmelerinde kendi açısından çok haklı.

Fakat dün gece İran’ın yapmış olduğu füze saldırısı askeri ve siyasi acıdan irdelendiğinde aslında bir gösteri saldırısı imajında. Yani askeri terimle belirtmek gerekirse yapılan füze saldırısı gösteri taarruzu diyebileceğimiz bir hadise. Çünkü İran saldırıda çok aceleci davrandı, Kasım Süleymani hadisesinde iç kamuoyundaki öfkeyi dindirebilmek içinde bu saldırıyı acilen yaptı. Ayrıca bu saldırıyı yaparken ABD’nin canını acıtacak pozisyonlardan kaçındı.

Malumdur ki ABD’nin Irak’ta 9 askeri üssü var. Ayrıca ABD Awacs uçakları ve uyduları vasıtasıyla İran’ı hem denizden hem havadan ve hem de karadan detaylı olarak mercek altında tutuyor. Ayrıca ABD’nin tüm askeri üslerinde gelişmiş modern hava savunma sistemleri mevcut. Diğer taraftan Irak Başbakanı tarafından ABD’nin Irak’taki askeri üslerine İran tarafından saldırı yapılacağı saldırı daha yapılmadan önce Washington yönetimine bildirilmiş, çünkü İran saldırıdan epey önce Iraklı yetkilileri füze saldırısının yapılacağından haberdar etmiş.

Tüm bunlara rağmen saldırılara Patriot’lar engel olmadılar, çünkü füzeler hedeflerine ulaşamadılar. Yapılan bu füze saldırılarında İran’ın kullandığı silahlar 300-500 kilometre mesafeli „Şahab 1“ve „Şahab 2“füzeleri. Eğer bu füzeler saldırıda etkili olsaydılar ABD askeri üslerinin bulunduğu bölgedeki Patriot sistemlerinin devreye girmesi gerekirdi. Fakat Patriotlar devreye girmediler, buda saldırının istenen amacına ulaşmadığının işaretidir.

Eğer İran ile ABD arasında yükselen gerilim nedeniyle iki taraftan biri tansiyonu düşürmeye yönelik diplomatik adım atmazsa, yaklaşık 40 yıl sonra ABD ve İran tüm dünyayı etkileyecek sıcak bir çatışmanın içerisine girebilirler. Bunun bilincinde olan ABD artık mevcut krizi tırmandırmak istemiyor. Tansiyon dünden itibaren düştü düşüncesindeyim. Eğer İran’a yeniden ABD ciddi bir tepki verecek olursa, örneğin İran’daki önemli askeri üsleri vurursa, İranlılar da buna karşılık mutlaka bir şeyler yapacaktır. Bu durum, esasen istikrarsızlık bataklığına gömülmek üzere olan Ortadoğu’da istikrarsızlığın artması anlamına gelecektir. Ayrıca Petrol önemli ama eskisi kadar dünya bakımından hayati nitelikte değil. Amerikalılar kendi başlarına petrol tedarik edebiliyorlar. İran’ın sattığı petrol temel olarak Çin’e gidiyor. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması tüm dünya ülkeleri için rahatsızlık verir. Böyle bir durumda Çin çok rahatsız olur. Çin, Amerika’nın karşısında ciddi rakip olarak ortaya çıkmış bir ülke. Dolayısıyla olumsuz gelişmeler olmasını, ortaya çıkacak istikrarsızlığın nelere mal olacağını düşünmek istemiyorum.  Bizim için çok üzücü, sıkıntılı günlerin işaretçisi olacaktır.

Hadise artık sulhla sonlandırılmalıdır. Zaten İran’ın Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesine misilleme olarak Irak’ta Amerikan askerlerinin bulunduğu iki askeri üsse füze saldırısı düzenlemesi bazıları tarafından gerginliğin tırmandırılması olarak tanımlandı. Aslında İran olası çatışmaları önlemek adına Trump’a bir çıkış yolu sundu. Fakat General Süleymani’nin Trump’un emri ile öldürülmesinin sonuçlarından bir tanesi, İran ile Amerika arasındaki hesaplaşma olacak. Bu hesaplaşmanın çapı, zamanı ve mekânı ise henüz belli değil.

 

 

Empfehlen Sie diese Seite auf: