Europäisches Institut für Menschenrechte - Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu -
       Europäisches Institut für Menschenrechte- Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu -

Gazeteci Cemal Kaşıkçı nerede?

 

Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu

Gazeteci Cemal Kaşıkçı nerede?

Çağımızda insana yapılan muameleye bakın! ''İddia o ki kıyma makinalarından geçirmişler.'' ''Ruslara göre de ceset asitle eritilmiş.'' Katar merkezli Al Jazeera televizyonu 08 Kasım 2018 tarihli yayınında ’’incelemeler sonucunda Suudi konsolosun evinde hidroflorik asit ve özel kimyasal kalıntıların bulunduğunu duyurdu. Türkiye'deki Başsavcılık kaynaklarına dayandırılan haberde, bulguların Cemal Kaşıkçı'nın vücudunun tamamen yok edildiğini gösterdiğini’’aktardı. Hidroflorik asit, hidrojen florür bileşiğinin sudaki çözeltisine verilen isimdir. Özellikle cam işleme sanayiinde kullanılır. Camı aşındırıcı etkisi olduğundan dolayı, cam şişelerde saklanamaz. Berrak sıvı halinde olup, HF olarak tanımlanır.

 

Nazilerden bile bir farkları yok bu canilerin. Kaşıkçı'nın önceden planlanmış bir cinayet sonucu öldürüldüğü anlaşılıyor. Bir insanı iz bırakmadan öldürmek mümkün değildir. Her cinayet mutlaka bir iz bırakır. Eğer Cemal Kaşıkçı'nın ceseti parçalanmışsa çok iz bırakır. Dolayısıyla içeri girip iyi bir araştırma yapan Türk polisi Kaşıkçı cinayetini kesinen aydınlatır.

 

Kaşıkçı’nın öldürülme şekli kuşkusuz tüyler ürperten, insanı deliye döndüren tarzdadır. Olay genel hatlarıyla, otoriter bir devlete mensup memurların planlı biçimde, kendi vatandaşını yabancı bir ülkede, kendi konsolosluk binasında öldürmüş olmalarıdır. Bir devletin kendi konsolosluğunda insan öldürmesi devlet ve güvenlik algısını, diplomatik misyonların imajını, devlet-vatandaş ilişkisini ve vatandaşın can güvenliğinden sorumlu olan devlet misyonunu yerle bir etmiştir. Bunu tüm dünyaya anlatmalıyız.

 

Görülmemiş bu vahşi yöntem, her türlü haber olmayı ve konuşulmayı gerektiriyor. Olayla ilgili tüm detaylar resmi olarak açıklandıktan sonra belki de yüz yıl konuşulacak kadar ürkütücü ve vahşi bir cinayettir. Suudiler bilmeliler zülüm ile abad olanın akıbeti berbat olur. Dünya zülüm edenler olduğu için değil, zulüm edenlere kafa tutulmadığı için bu durumda. Hangi ülke olursa olsun konsolosluğunda işlenen bir suçun, hele hele orada kamu görevlisi olan insanlar tarafından işlendiği iddia edilen bir suçun oradaki resmi görevlilerin bilgisi olmaksızın, hatta o ülkenin resmi yetkililerinin bilgisi olmaksızın işlenmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, bunu falanca işledi, diyerek herhangi bir şekilde bu suçun üzerinden, eğer suç kesinleşirse Suudi yönetiminin bir şekilde sıyrılmasının mümkün olmadığını düşünüyorum. Hem uluslararası hukuk bakımından hem de insanlığın vicdanının bir şekilde teskin edilmesi bakımından suç bütün unsurlarıyla, bütün taraflarıyla ortaya konulmalıdır.

 

Zaten hadiseyle ilgili soruşturma, uluslararası hukuk/teamül, anlaşma ve sözleşme hükümlerine riayet edilerek titizlikle ve tüm boyutlarıyla Türkiye’de yürütülmektedir. Viyana Sözleşmesi’nin 41. maddesi uyarınca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Başkonsolos Otaibi’nin ifadesini alabilseydi, cinayetin aydınlanmasında Türk soruşturma makamları daha çabuk sonuç alabilirdi kanaatindeyim, çünkü Başkonsolos Otaibi’nin vereceği ifade hem hukuken ve hem de siyaseten çok önemlidir, ama Başkonsolos Otaibi Riyada kaçtı. Herşeye rağmen Başkonsolos Otaibi’nin ifadesi mutlaka alınmalı. Suudi Arabistan hükümeti olayla ilgili "tam ve ayrıntılı bir cevap" vermelidir.

 

İnsan hakları savunucusu Cemal Kaşıkçı, İstanbul’da Suud Konsolosluğunda öldürüldü. Pervasız ve korkusuz şekilde, Türkiye’nin gözünün içine baka baka adam öldürmenin bazı anlamları olduğunu bilebilmek için herhalde diplomat ya da strateji uzmanı olmak gerekmez.

 

Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA'da yer alan 19/20.10.2018 tarihli bir habere göre, Suudi Arabistan Başsavcılığının yürüttüğü soruşturma neticesinde, Cemal Kaşıkçı'nın İstanbul Başkonsolosluğu'na geldiği sırada burada bulunan "başka Suudi vatandaşlarla tartışmaya başladığı, tartışmanın arbedeye dönüştüğü ve bunun sonucunda Kaşıkçı'nın hayatını kaybettiği" belirtildi. Suudi Yetkililer, bunun ön inceleme sonuçları olduğunu bildirdiler.  Cemal Kaşıkçı olayında Türk soruşturma makamları, yetkililer, savcılık ve emniyet mensuplarının yaptıkları detaylı soruşturmada bir takım ciddi delilere zaten ulaşılmıştı. Suudi yetkililerin bu olayı, bu noktaya gelmeden daha önce açıklaması gerekirdi. Hadise Türk yetkililer tarafından ortaya çıkarıldıktan sonra Suudiler mecbur kalıp bu açıklamayı yaptılar. Gelişmeleri ilk günden itibaren yakından takip eden herkesin birinci gündeminde "Kaşıkçı'nın cesedi nerede?" sorusu yer alıyor. Kaşıkçı'nın ölümüne dair Suudilerden gelen açıklamalar, olayın nasıl geliştiğine ışık tutmazken, cesedin şu an nerede olduğuna dair de herhangi bir cevap barındırmıyor.

Riyad yönetimi tarafından gazetecinin ölümüyle ilgili paylaşılan bilgiler arasında cesedinin akıbetine yer verilmedi. Gelinen aşamada faillerin kimlikleri, harekete geçme nedenleri, hadisenin oluş biçimi ve olay mahalli bunun sıradan bir cinayet olmadığını gösteriyor. Malum terör örgütleri gibi devletler/siyasi otoriteler de terör fiili işlerler. Devlet terörü veya devlet terörizmi, herhangi bir devlet eliyle yürütülen terörizm faaliyetidir. Suudi siyasi otoritesi, devlet terörü tanımındaki tüm özellikleri Cemal Kaşıkcı hadisesinde bir araya getirmiş görünüyor. 

 

 

Empfehlen Sie diese Seite auf: