Europäisches Institut für Menschenrechte - Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu -
       Europäisches Institut für Menschenrechte- Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu -

Ezan ve Hutbe  Öztürk Yılmaz  meselesi! 

Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu

 

I. Öztürk Yılmaz'ı dil meselesinde anlamak

Bende Arapça anlamıyorum, Kürtçe ve Türkçe olarak ezanı anlayarak dinlemek istiyorum. Bunun kime ne zararı var? Konuştuğunu, duyduğunu, okuduğunu anlayabilmek, insanoğlunun en doğal bir ihtiyacıdır. Bunların yanısıra, ibadet ederken duasını da anlayabileceği dilde, kendi dilinde olmasını bir insanın istemesi çok doğaldır. Bunu isteyen birisinin CHP den ihraç edilmesimi lazım? Bu nedir? Günümüzde hala, tek parti dönemiyle adeta sembolleşmiş zulümlerden biri olan Türkçe ezanın kamuoyu önünde savunulabiliyor olması, milletin değerlerine yönelik bitmek bilmeyen bir husumetin işaretidir.  

 

Türkçe ezanı savunduğu için CHP'li Öztürk Yılmaz disipline sevk edilmiş. Atatürk ve İsmet İnönü söylemden ziyade Ezanı Türkçe okutmuşlar. CHP onların da hata yaptığını söyleyebilecek kadar samimi mi? Seçim yatırımı mı? Yoksa samimi değişim mi? Hep birlik göreceğiz. CHP'li Öztürk Yılmaz'dan Kılıçdaroğlu'na haklı olarak tepki geldi. Yılmaz "İstiyorsun ki çekip gideyim. Sen yönetemiyorsun ben de bir hazırlık içindeyim biliyorsun. Genel başkanlık olarak bir hazırlığımın olduğunu biliyorsun. Sen beni rakip olarak görüyorsun. Parti içindeki yükselişimden rahatsızsın. Tarih seni yargılayacak. Ne yapıyorsan yap istifa etmiyorum." dedi. Özgür Yılmaz bu görüşünde çok haklı. 

 

Diğer taraftan ibadet, herne kadar kişisel bir işlemse de, memleketimizde yaşayan halkımızın çoğunluğunun Müslüman olması nedeniyle, İslam dini gereği olan beş vakit namaza çağrı, yüksek sesle, cami hoparlörlerinden Arapça yapılmaktadır. Bu Herkes tarafından takdir edilir. Kimse rahatsız olmaz. 

 

"Ezan" nedir. Alimlere göre "duyuru" yani müslümanların beş vakit kılmakla yükümlü oldukları namaza çağırıdır. Müslümanlara namaz vaktini duyurmanın şeklini bir karara bağlamak isteyen Hazreti Muhammet, çevresi ile görüştükten sonra, Abdullah bin Zeyd'in görüşünü uyguladı. Ezan yani cami damından Müslümanlara yüksek sesle seslenerek okundu. Ancak, Ezan için belirli bir makam, o zaman da saptanamamıştı. Şadece yüksek sesle okunması kararlaştırılıştılmıştı. Bu devirden başlamak üzere, tüm Müslümanlarca ezan, dua Arapça yapıldı. 

 

Eğer bir insan okumuş olduğu Kuranın ayetlerini anlamıyorsa, okumakta olduğu ayetlerin mealini Kürtçe veya Türkçe olarak okuyup anlamasında kime ne zarar var. Ben Kuranı kerimi, Arapça, Almanca, Türkçe ve Kürtçe olarak okudum. Niçin? Çünkü Kuranı kerimi anlamak istiyorum. 

 

"Bildirmek, duyurmak, çağrıda bulunmak, ilan etmek" anlamlarına gelen ezan, dinî bir terim olarak, farz namazlarının vaktinin girdiğini belli sözlerle ve özel bir şekilde ilan etmek, bildirmek demektir. Arapça okunduğu gibi Türkçe ve Kürtçe okunmasında da sakınca yoktur. Ezanı Arapça olarak okumak İslam’ın herhangi bir şartıda değildir. 

 

Hazreti Muhammed duanın ana dilde yapılmasına ve Kuranın anadile çevrilmesine, Kuranı kerimin anlayarak okunmasında hiç bir sakınca görmemiştir. Ezan içinde bu geçerlidir diye düşünüyorum.

 

II. Hutbe meselesi 

Hutbe, Cuma ve bayram namazlarından önce söylenen dini hitabedir. Hutbeyi hatipler okur. Yarın Cuma camilerimizde Cuma hutbeleri Türkçe olarak okunacak ve hepimiz içeriğini anlayacağız. Arapça olarak hutbe ülkemizde okunsa insanlarımızın % 99 u hutbenin içeriğini anlamazlar. Eğer vatandaşı olduğum ülkemin insanlarının %99 u arapça anlamıyorlarsa, ezanın onların anlayacağı bir dilde yani hem Arapça ve hemde Türkçe ve Kürtçe olarak okunmasında bir sakınca ben görmüyorum. 

 

Hutbede ülkemizde Türkçe ve Kürtçe olarak okuna bilmeli. Ben öyle Kürt tanıyorum ki adam elli yaşında halen Türkçenin T sini bile bilmiyor. Peki bu insan yarın camide okunan cuma hutbesini dinlediğinde neyi anlaya bilir.? Dolayısıyla Hutbenin ülkemizde Kürtlerin çoğunlukta olduğu bölgelerde Kürtçe olarak okunmasında da fayda görüyorum. 

 

III. Doğu ve Güneye uçan Uçaklardaki dil sorunu

Uçaklarda hostesler anons yapıyorlar ''cep telefonlarınızı kapatın''. Şahsen Ağrıya, Muşa, Vana, Diyarbakır’a, Hakkâri’ye ve Bingöl’e giden uçaklarla bir kaç kez uçtum. Telefon çalıyor, yolcu hostesin açıklamalarını anlamadığı için telefona cevap veriyor, Uçakta Ananonslar Kürtçe yapılsa ne zararı olur? En azından Türkçe bilmeyen vatandaş hostesin dediğini anlar ve telefonunu zamanında kapatır, kurala uyar.

 

IV.

Satırlarımı Mehmet Kırkıncı hocadan bir dipnotla bu mübarek cuma günü süslendireyim. “Kalbim temiz, o yüzden namaz kılmıyorum.” diyen kimseleri duymuşsunuzdur. Bunlar kalb temizliğini, sadece başkaları hakkında kötü şeyler düşünmemek gibi çok dar bir dairede düşünürler. Buna göre, bir koyunun, bir ineğinin kalbi daha temizdir; onlar kötülük diye bir şey bilmez. Eğer cennete gitmenin şartı bu manada bir kalp temizliği olsaydı, o saadet yurduna önce hayvanlar giderlerdi. 

 

Kâinatta vazifeli olamayan hiçbir mahlûk yoktur. Bir ağacın fıtri vazifesi meyve vermek, tavuğunki yumurta, güneşinki ışık, arınınki bal, koyununki ise süt ve yün vermektir. Kâinatın en mükemmel meyvesi olan insanın yaratılış gayesi ve fıtri vazifesi de başta namaz olmak üzere diğer ibadetlerdir.

 

Cenab-ı Hak, en yüksek bir mahiyette yarattığı insana, bütün kâinatı hizmetkâr yapmış; en büyük hayat mertebesini ona bahşetmiştir. Kemiyet ve keyfiyet itibariyle de en müstesna, en lâtif nimetleri onun sofrasına sermiştir. 

 

Tavuk, yem ve darı ile iktifa ederken, insan onun eti ve yumurtası ile beslenmektedir. Koyunlar ot ve saman yerken, insan onların etini yemekte, sütlerini içmekte ve yünlerinden istifade etmektedir. Bütün bunlar bir şükür gerektirmez mi? Şükrün en camii ise namazdır.

 

EZAN DİNLEYELİM

 

 

 

Empfehlen Sie diese Seite auf: