Europäisches Institut für Menschenrechte - Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu -
       Europäisches Institut für Menschenrechte- Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu -

Abdullah Öcalan'ın 2 Mayıs 2019 tarihinde Avukatları ile yapmış olduğu görüşme!

Abdullah Öcalan'ın Avukatları ile görüşmesi.

Prof. Dr. Dr. Ümit Yazıcıoğlu

   Bizler bazı dönemler içinde bazı olaylara çeşitli tepkiler veririz. Halk olarak haklı haksız diye ayırız. Fakat hep konuların iç yüzünün ne olduğunu bilmenin imkânı olmadığıyla karşılaşırız. Ülkemizin yanlış yürüttüğü dış politikalar, çorap söküğü gibi gidiyor. Öyle bir durumdayız ki ABD'ye kızıyoruz, ABD'ye kızdığımız için de Rusya'ya yanaşıyoruz, Rusya'ya kızıyoruz İran'a yanaşıyoruz. İran'a kızıyoruz bir başkasına yanaşıyoruz. Halbuki ABD ile Rusya Suriye konusunda kapalı kapılar arkasında anlaştılar. Bu durum açık açık ortada belli! İkisi de birbirlerine dokunmadan işlerini iyi yürütüyorlar. Türkiye-Suriye rejimi arasında teknik heyetler bazında sürdürülen görüşmeler ise her ne hikmetse bir türlü sonuca ulaşamıyor. İdlib krizi üzerine sos oldu! Ayrıca belirtmekte fayda var Dışişleri Bakanlığı sözcüleri geçen gün "Türkiye Suriye'den çekilsin" açıklaması yaptılar. Türkiye bu noktaya doğru gidiyor. Suriye'nin kuzeyinde, doğu batı ekseninde Türkiye tost edilmeye çalışılıyor. Yakında, "Türkiye Suriye'den çıksın" diye BM kararı çıkarsa, Rusya da desteklerse ben hiç şaşırman, sizlerde şaşırmayın!

    Böyle bir ortamda iktidar ortakları bile ne yapacaklarını bilmedikleri için, sıkışınca hep İmralı'ya koşuyorlar! Dolayısıyla PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatları 8 yıl aradan sonra müvekkilleri ile 2 Mayıs 2019 günü takriben iki üç saat görüştüklerini 6 Mayıs 2019 tarihinde bir basın açıklamasıyla duyurup, Öcalan'ın mektubunu yayınladılar. Daha sonra konuyla ilgili olarak HDP Sözcüsü Kubilay, “Öcalan ve avukatları arasında yapılan bu görüşmeyi çok değerli ve önemli buluyoruz. Adalet Bakanı ve Hükümet cesur bir adım atmıştır” ifadelerini kullandı.

    Öyleyse bu detaylı görüşmenin amaçları nelerdir, birlikte irdeleyelim?

    a-) Öcalan’ın tecridini protesto etmek için epeydir açlık grevi yapan binlerce tutukluyu bu eylemden vazgeçirmek.

    b-) Ayrıca ABD’den destek alan ve SDG’nin belkemiğini oluşturan PKK bağlantılı Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) hâkim olduğu kuzey Suriye’de PKK ile bir anlaşmaya varılmasını sağlamak olabilir. Rojava bölgesiyle ilgili derin görüşmelerin olduğu ve çetin pazarlıkların tartışıldığı o metin (1) okunduğunda satır aralarından da belli.

    c-) Bu "Tarihi süreçte derin bir toplumsal uzlaşmaya ihtiyaç var. Çatışma kültüründen uzak demokratik müzakere sürecine ihtiyaç var", görüşünde olan Öcalan "Cezaevleri içindeki ve dışındaki direnişlere saygı duymakla birlikte sağlıklarını tehlikeye atacak ve ölümle sonuçlanacak noktaya taşımamalarını önemle belirtiyorum," ifadesi kullandı.

  d-) Öcalan'ın avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamada "Suriye'de Türkiye'nin hassasiyetleri dikkate alınmalı" cümlesi ilginç bir ayrıntı.

Türkiye'nin Kürt özerk bölgelerinin yönetiminde söz sahibi olması metinde ima edilirken, kapı arkasında TSK'nın Suriye'de kontrol ettiği bölgelerden çekilmesinin pazarlığı yapılmış, çünkü "Çözüm sürecinde" meşhur Nevruz mektubuna yapılan ısrarlı vurgulamada da Suriye pazarlıklarının olduğunu teyit ediyor.

    Öcalan'ın Rojava bölgesine olan sevgi ve özlemini ve sorunun çözümü için önerdiği görüş ve ileriyi gören onun objektif öngörülerini ve kurduğu hayalleri de bilenler son İmralı pazarlıklarının perde arkasını kolayca görebilir!..

   Konu çok hassas. 

    Fakat İmralı’daki bu hassas görüşmelerin, İstanbul seçimleriyle ne bir ilgisi ve nede herhangi bir alakası yok. Ekrem İmamoğlu kendini, Türk ve Kürt vatandaşlarımıza daha doğrusu, 83 Milyon insanımıza sevdirmeyi başardı, yükselişi aynen Başkan Erdoğan'ın siyasi yükselişine benziyor. Bu arda dün çıktı ''HDP’li İmam Taşçıer, Kürtlerin İstanbul seçimlerinde oylarını AK Parti’ye verebileceğini ''söyledi. Bende kendisine soruyorum. İstanbul’daki Kürtlerin oyları senin ve sizlerin cebinde mi? İstanbul’da yaşayan Kürtler senin ve sizlerin sözleriyle mi hareket ediyorlar? İstanbul halkını aptal mı zannediyorsunuz?

    ABD’nin arabuluculuğu ile Suriye’de Öcalan’a yakın olan SDG komutanı Mazlum Kobane ile MİT yetkilileri hükümetin izin ve direktifleriyle Suriye’de görüşmüş olabilirler. 

   Amaç. 
a-) PKK’nin elindeki tutuklular serbest bırakılmalı. 
b-) Akan kan durdurulmalı, silahlar betona gömülmeli.

   Şeffaf olunuz. 

    Siyasi rakipleriniz tarafından sözleriniz çarpıtılabilir. Buna nazaran açık sözlü olun, halka her zaman doğruları söyleyin. Kimi zamanlarda olumsuz bir durum olsa dahi doğruyu söylemekten çekinmeyin. Çözüm süreci yeniden Yükleniyor...Bu olası süreci hangi lider gündeme getirecek veya kim işlettirecek bekleyip göreceğiz.

   Ülkemizde an itibariyle 15 tutuklu, 11 gündür ölüm orucuna başlamış bulunmakta. Bu insanların ölmeleri önlenmeli. Açlık grevlerini ve ölüm oruçlarını görmemezlikten gelemeyiz. Sorunun çözümü için devlet büyüklerimizin bir çare bulması lazım. Açlık grevlerine ve ölüm oruçlarına derhal son verilmeli. Zaten ''Öcalan’a 8 yıldır uygulanmış olan tecrit anayasaya, ilgili uluslararası sözleşmelere de aykırı bir uygulamadır. Tecrit, bir insanlık suçudur. Adalet Bakanı ve Hükümet cesur bir adım atmıştır. Biz, bunu önemli buluyoruz. Bunun arkası getirilmelidir. Uzun zamandır bir yanlıştan dönülmüştür. Öcalan, avukatlarıyla düzenli görüşmelere başladığı zaman bugün artık kritik bir eşiğe gelmiş olan açlık grevleri de açlık grevcileri de bu eylemlerini sona erdirecektir.” (HDP Sözcüsü Günay Kubilay, Ek deki Belgeler bazı siyasilerin söyledikleri sözler ve Hukuk Bürosu avukatlarının yaptıkları açıklamadır.) 

    Çözüm sürecinin tekrar başlama ihtimali güçlüdür, yeni siyasi denkleme; barışçıl ve demokratik siyaset tarzıyla Kürt aydınları ağırlıklarını koyabilmeliler, ama siyasetin iç kavgalarına angaje olmamalılar. Tarafsız Kürt aydınları sorunun çözümü için reçete hazırlamalılar.

Yorumu size bırakıyorum

 

Empfehlen Sie diese Seite auf: